|
DarLy OpuS
|
 |
« : Mart 27, 2006, 11:15:10 ÖÖ » |
0
|
Simyacilar Sahiden de Sihirli Bir Tas Aradi mi? Harry Potter ’in 1. kitabinda herkesin pesinden kostugu sihirli tas gercekten var miydi? Peki, simyacilar ne yapmaya calisiyordu? Simya bos bir ugras miydi, yoksa sahiden birtakim sonuclara varabildiler mi?
‘Harry potter ve felsefe tasini okumus olan herkes, simyanin, kimya ve sihrin eski bir karisimi oldugunu bilir elbette. Simyacilar, daha az degerli madenlerden altin yaratmaya calisiyorlardi. Bir baska hedefleri de butun hastaliklari iglestirecek ve icen insani olumsuz hale getirecek bir iksir bulmakti. Simyanin Arap dunyasinda dogdugu soylenir. Zaten koku de bugun de kullandigimiz ‘kimya’ kelimesidir, yani Arapca ‘el-kimya’. Ancak bazi tarihciler, bu Arapca kelimenin eski yunan dilinde ‘ Misir ‘ anlamina gelen ‘Khmia’ kelimesinden turedigini soyler. Onlara gore, Arap dunyasi simyaya ilgilenmeye baslamadan once Misir’da simyacilar vardi. Onlar aralarinda tartisadursun, simyanin Hindistan ve Cin de dahil, buyun dunyada gelistigi biliniyor.
Insanlar nedense simyacilarin, aklini servete ve olumsuzluge takmis, acgozlu yaratiklar oldugunu dusunur. Oysa bazilarina gore, modern kimyanin temelini onlarin calismalari olusturdu. Gercekte kimyacilar da simyayla ilgilenmistir. Fizikci ve matematikci Sir Isaac Newton, bu konuda sayfalar dolusu yazi yazmistir. Ancak o da gelenege uydu ve simya deneylerini bir sir olarak sakladi. Hatta baska simyacilari bu konuda suskun kalmalari icin uyardigi biliniyor.
Simyacilarin sistemleri kimine gore fena halde karmasik da olsa, basit temelleri vardi. Standart kurama gore, butun metaller civa ve kukurt karisimidir. Metal ne kadar sariysa, karisimda o kadar cok kukurt var demektir. Bu yuzden de kukurde, gereken oranda civa, gereken adimlar atilarak karistirilirsa, altin yaratilir. Ama sonucta simyacilar da sonuc vermeyen basit yontemlerden bezdi. ‘Felsefe Tasi’ dedikleri sihirli bir maddenin ardina dustuler. Bazi simyacilar bu sihirli maddenin sadece kukurt olduguna inanir. Ne var ki, ’Harry Potter ve Felsefe Tasi’nda kan kirmizisi olarak tanimlaniyor. Demek ki Rowling’in aklinda daha da ilginc seyler varmis.
Simya: Maddeyi mukemmel hale getirmek amaciyla doganin islemlerini taklit ederek ve hizlandirarak saf olmayani saflastirma sanati.
Bati simyasi Cin ve Hint simyalarindan sonra iki ve ucuncu yy da , Iskenderiye de dogdu. Araplar onu alarak Avrupa’ya ilettiler ve buradan Hiristiyan hermesciligi, on ikinci yy. ‘nin Basinda, modern bati simyasinin dogusu icin elverisli bir zemin olusturdu. Simya, 1550 – 1650 arasinda en gelismis donemini yasadiktan sonra, on sekizinci yy. ’da zayifladi, on dokuzuncu yy. ‘da varligini korumaya calisti, 1900 e dogru yeniden ortaya cikti.
Fizikokimya dilinde hem sozcuk anlaminda hem de manevi anlamda simyaci, felsefe tasini yada bilgelik tasini ayni zamanda hem her derde deva olan ilac yada iksir hem de her seyi altina donusturen tozu meydana getirmeye calisir. Baslica islemler hazirlik, eritme , donusturme , ayristirma ve birlestirme islemleridir. Mukemmellestirilecek madde, cisim yada ruh turunden olabilir.
Gercek Flamel Basarili bir simyaci miydi? Cogu Harry Potter hayraninin bildigi gibi Nicolas Flamel gercekten yasamis biri. 1330 yilinda Paris yakinlarinda dogdu. Astrolojiyle ilgilenmeye baslamadan sairlik, ressamlik ve katiplik yapti. Sonra, 1357 yilinda, kendi ifadesine gore ruyasinda ona bir kitap gonderen bir melek gordu. Melek ‘ Flamel ‘ dedi, “ bu kitaba bak. Ondan hicbir sey anlamayacaksin, baskalari da anlamayacak. Ama gun gelecek sen bu kitapta baska hic kimsenin goremedigi bir sey goreceksin. “ Flamel ertesi gun o kitabi bir kitapcida gordu. Cok ucuza satiliyordu, cunku hic kimse icinde yazilanlari anlamiyordu. Buyuk bir caba harcayarak, Ibrani’ce bilen bir bilginin yardimiyla, metni cozdu. Bu metin, adi metalleri altina cevirmeyi anlatan bir el kitabiydi.
Ne yazik ki, talimata gore ozel bir madde gerekiyordu: Bir Felsefe Tasi. Bunun nasil bir sey oldugu da dogru durust anlatilmamisti. Flamel esrarli maddeyi bulmak icin onlarca yil suren deneyler yapti. 17 Ocak 1383’te guncesine sunlari yazdi:
“Sonunda aradigim seyi buldum. Onu keskin kokusundan tanidim ve onun sayesinde sihri gerceklestirebildim. Karisimin ilk maddesini hazirlamayi ogrenmistim ve sadece kitapta yazilanlari kelimesi kelimesine uygulamam gerekiyordu. Deneyi ilk kez gerceklestirdigimde civa kullandim, bunun alti yuz gram kadarini saf gumuse donusturdum. Daha sonra, ayni yilin 25 Nisan’inda ayni miktarda civa ve kirmizi tasla ayni islemi yaptigimda, civayi ayni miktarda altina donusturdum.”
Bu tanimlamada “keskin kokusu” diger simyacilarin, felsefe tasinin kukurt olduguna inanmasina yol acti. Ama baska kimsenin bu islemi tekrarladigina iliskin bir bilgi yok. Tarih, Flamel’in 1410 yilinda, karisi Perenelle’den birkac yil once oldugu yaziyor. Ancak yandaslarindan bir kismi, onun altin yaratmanin yani sira, olumsuzluk saglayan hayat iksirini de bulduguna inanirlardi. Bu iksir sayesinde aslinda karisiyla onun yasamaya devam ettigini soylerler.
alintidir..
|