Tartışmasız JK Rowling'in edebiyatını döktüre döktüre yazdığı en iyi kitap. Serinin (benim için, zümrüdü anka'dan sonra) en güzeli. Ne kadar aşk ilişkilerini anlatıyomuş gibi olsa da aslında orada bir boşluk hissi var. Böyle, artık hepsi büyümüş, sonu hissediyosunuz, Hogwarts daha bir sakin, herkes bir suskun, oturaklı... Bilmiyorum ya bu kitap diğerlerine oranla çizgiyi en aşmış Harry Potter kitabı.
Hem artık gına gelmiş Harry Potter'ın dışına çıkıp, asıl hikayeyi TOM MARVALDO RIDDLE'ı okuyoruz. Böyle bir şey var mı yaa?
Dumbledore'un odasındaki o düşünseli seansları ne müthişti. Hatta Hufflepuff Kupaları'nı anlatan bölüm var ya, neydi o yaşlı kadının adı, herneyse, işte onunla ilgili cin'in anısını ne güzel betimlemişti. Resmen, ama resmen sanki kitap ekrandı da izliyomuş gibi oldum.
En başı da alışık olduğumuz bir Privet Drive değil (gerçi Ateş kadehi de farklı başlamıştı ama...) bildiğin Muggle Bakanlığında gerçekleşti. Sonra o Snape'in Bozulmaz Yemini (ki kesinlikle filmde de müthişti) Buralarına pek alışık değildik. Sonra Dubledore'un Privet Drive'ı ziyaret edişi, Kovuk'ta onu bir harabeye alıp özel konuşması falan... Bence bunların hepsi en iyi betimlenmiş şekliyle bize sunulmuştu. Yani en en en edebi ve en en en iyi şekilde betimlenmiş kitap budur kanımca! (Konu olarak da çok iyi; Tom Riddle'ın hayatını yazsa en az 8 kitap olur

ama biz, bu kitaba sıkıştık kaldık o ayrı!
